"Çünkü AKP suçüstü yakalandı. Üstelik suçu örtbas etmek için daha büyük suçlar işledi.
17/25 Aralık neticede bir yolsuzluktu, yolsuzluk bu toprakların geleneksel bir suçuydu.
Dört adam yargılanır hükumet istifa eder, sonra yeni bir seçime giderler ya da yeni bir hükumet kurarlar ama, bu suçların yargılanmasını engellemek için hukuku öylesine perişan ettiler ki; bu suçların yargılanmasını engellemek için çok daha büyük suçlar işlediler.
Bu yüzden AKP hukuka dönemez..!
İmkanı yok çünkü döndüğü yerde yargı olacak, mahkeme olacak ve kanunlar olacak. Suçlar çok açık, ayakkabı kutularından ve kasalardan çıkan tomar tomar paralar, para sayma makinaları, tapeler, verilen emirler ve daha neler neler.
Polisin mahkeme emirlerini uygulamasını engellediğin ve polise kanun dışı emirleri uygulatmaya zorladığın zaman devlet denilen düzeneği patlatmış olursun. Çünkü devlet tamamen hukuk düzeninin üzerine kuruludur. Sen polise mahkemenin emrini dinlemeyeceksin diyorsan ve polis mahkemenin emrini dinlemiyorsa, yüksek mahkemelerin ve hatta Anayasa Mahkemesinin kararları bile uygulanmıyorsa o devlet kendi düzenini kaybetmiş demektir.
İşte bu yüzden AKP artık bu saatten sonra hukuka dönemez.
Nasıl dönecekler?
Bırakın hukuka dönmeyi, daha hukuksuz işlere yönelecekler. Başka çıkış yolları yok. Aynı ittihatçılarda olduğu gibi şiddete doğru yürüyecekler.
Bu onlar için kaçınılmaz bir son..!”
Bu sözler bundan on yıl önce 23 Mart 2015 tarihinde bir televizyon kanalına konuşan Ahmet Altan'a ait.
Aradan tam on yıl geçti, bugün Erdoğan’ın karşısına çıkan CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu yargı eliyle devre dışı bırakılmaya çalışılıyor. Yetmiyor halkın iradesiyle seçilmiş 13 CHP’li belediye başkanı ve aralarında meclis üyelerininde bulunduğu toplam 113 CHP'li siyasetçi uyduruk gizli tanık beyanlarıyla birer birer tutuklanıp bazı belediyelere kayyım atanarak, bazıları da belediye meclislerinde yapılan hileli seçimlerle ele geçiriliyor..!
Türkiye'nin birinci partisi CHP İstanbul İl Başkanlığı’na kayyım atanıyor ve yargı eliyle atanan kayyım beş bin polis gücüyle İstanbul il binasına zorla giriyor.
O da yetmiyor mutlak butlan davasıyla CHP Genel Başkanı ve genel merkez yönetiminin değiştirilmesi hedefleniyor. Yetmiyor bir Cumhuriyet Başsavcısı da durumdan vazife çıkarıp Türkiye’nin birinci partisi CHP'nin kapatılmasına yönelik görüş beyan ediyor.
Muhalif siyasetçiler, gazeteciler ve hatta sanatçılar uyduruk bahanelerle göz altına alınıp tutuklanıyor, ya da yurt dışı yasaklarıyla adli kontrol şartıyla serbest bırakılıyor. Koskoca ülke korku iklimiyle yönetilmek isteniyor..!
Ülkede yaşanan diz boyu hukuksuzluklar olanca hızıyla sürerken, toplumun büyük bir kesiminin çalıştığı asgari ücret, dün açlık sınırının bile altında 28 bin 85 TL olarak açıklanıyor..!
Ülkede bütün bu hukuksuz uygulamalara rağmen, eğer yapılan seçim anketlerinde Erdoğan'ın istediği gibi bir sonuç çıkmıyorsa -görünen o ki; çıkmıyor-
O zaman ya halk kendi iradesine sahip çıkacak, sandığı önüne getirtecek ve demokratik seçim yoluyla bu işi kendi iradesiyle kendisi bitirecek.
Ya da bundan böyle bu topraklar tarihinin en büyük acılarını yaşayacak..!