Anadolu’nun türkülerle yoğrulmuş hafızasında bazı eserler vardır ki yalnızca bir ezgi değil, bir hikayenin, bir acının ve bir yörenin hatırasını taşır. Yıllardır severek dinlenen Elif Türküsü de işte böyle türkülerden biridir. Ancak bu türkünün hangi yöreye ait olduğu konusu uzun zamandır tartışılmaktadır.

Bugün birçok kaynakta türkü; Denizli, Niğde hatta bazı repertuvarlarda Kütahya yöresine ait olarak gösterilir. Fakat Sarıgöl ilçesine bağlı Alemşahlı Mahallesi’nde yaşayanlar bu türkünün aslında kendi köylerinde doğduğunu söylüyor.

Bir gecede yazılan 24 kıtalık türkü

Alemşahlı Mahallesi sakinlerinden Güventürk Savran'nın anlattıklarına göre “Elif Türküsü”, köylerinde yıllar önce yazılmış uzun bir ağıttır. Savran'a göre türkü, vefat eden dedesinin kardeşi Hasan Savran'ın türküsü ve arkadaşları tarafından kaleme alınmıştır. Rivayete göre Halil İbrahim Ayhan, Mehmet Kazık ve Mehmet Uncu bir gece bir araya gelir, yaşanan bir olayın etkisiyle sabaha kadar çalışır ve tam 24 kıtadan oluşan bir türkü yazarlar. Ancak zamanla türkünün büyük bölümü unutulur ve günümüze yalnızca iki veya üç kıta olarak ulaşır.

Hikayenin ardındaki acı

Köyde anlatılan rivayetlere göre türkü bir aşk ve dram hikayesinden doğmuştur. “Zehir Elif” adıyla anılan genç bir kadının yaşadığı trajik olay, köy halkını derinden etkiler. O gece yazılan türkü de bu acının ağıdı olarak dilden dile yayılmaya başlar.

Popülerleşmesi

Elif Türküsü yalnızca köy sınırlarını aşmakla kalmamış, modern medya ile geniş kitlelerce tanınmıştır. Özellikle 2003 yılında Kurtlar Vadisi dizisinde Özer Özel’in yorumu ile büyük bir popülerlik kazanmıştır. Bu sayede türkü, Sarıgöl ve Alemşahlı köyü dışındaki izleyiciler tarafından da keşfedilmiş ve daha geniş bir coğrafyada söylenir hâle gelmiştir.

“Türkümüz kendi yöremizin adıyla anılsın”

Alemşahlı’da yaşayanların en büyük isteği ise bu türkünün kendi yörelerinin adıyla anılmasıdır. Güventürk Savran, geçmişte bu konuda röportajlar yaptıklarını ve bazı kitaplarda türkünün köyleriyle ilişkilendirildiğini de söylüyor. Ancak hâlâ farklı yörelerin türküsü olarak gösterildiğini belirtiyor: “Bu türkünün Sarıgöl’ün ve Alemşahlı’nın türküsü olarak bilinmesini istiyoruz. En azından bir Manisa türküsü olarak geçmesi gerekir. Ama bugün bazı kaynaklarda Kütahya, bazı yerlerde Niğde ya da Denizli türküsü olarak geçiyor. Bu da bizim zorumuza gidiyor.”

Türküler halkındır ama hikayeleri vardır

Gerçek şu ki halk türkülerinin çoğu zaman tek bir sahibi yoktur. Türküler halkın acılarından, sevinçlerinden ve yaşanmışlıklarından doğar. Bir köyde yakılan türkü zamanla başka bir bölgede de söylenir, sözleri değişir ve farklı yorumlarla yaşamaya devam eder. Fakat her türkünün bir çıkış noktası, bir hikayesi ve onu ilk söyleyen insanların hatırası vardır.

Bugün Sarıgöl’ün Alemşahlı Mahallesi’nde yaşayanlar da Elif Türküsü’nün doğduğu yerin kendi köyleri olduğunu ve bu türkünün bir Manisa türküsü olarak anılması gerektiğini söylüyor.
Belki de yapılması gereken şey çok basit:

Türkülerin peşine düşmek, köylerin hafızasını dinlemek ve Anadolu’nun sözlü tarihini yeniden kayda geçirmek. Çünkü türküler yalnızca söylenmez…Türküler yaşanır.