Öğretmeni küçültürken neyi büyüttünüz?

“Unutmayınız ki cumhurbaşkanı bile sınıfta öğretmenden sonra gelir.”

Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk bu cümleyi kurarken, aslında bir ulusun geleceğinin nerede inşa edildiğini tarif ediyordu: Sınıfın kürsüsünde. Ancak bugün İstanbul Çekmeköy’de, Taşdelen Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde yankılanan feryatlar, o kutsal kürsünün ne kadar savunmasız bırakıldığının kanıtı oldu.
17 yaşındaki bir öğrenci, yanında getirdiği bıçakla iki öğretmeni ve bir arkadaşını yaraladı. Biyoloji öğretmeni Fatma Nur Çelik, hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen hayata tutunamadı. Acı olan şu ki; Fatma Öğretmen geçen yıl yaşanan benzer bir olayın ardından, “Can güvenliğimiz yok, sıradaki biz olabiliriz” demişti. Korktuğu başına geldi; sıradaki o oldu.

Peki, bu sadece münferit bir saldırı mı? Hayır. Bu; öğretmeni değersizleştiren, itibarını hiçe sayan bir toplumsal çürümenin faturasıdır. Yıllardır öğretmenin maaşını, tatilini, kılık kıyafetini tartışma konusu yaparak itibarını yerle bir ettiniz. Yetmedi; şimdi de hayatlarını birer birer ellerinden alıyorsunuz.

Sosyal medyadaki tepkisizliğe bakıyorum; bir kesim hala meslek liselerini küçümsüyor, bu trajediyi "olağan" bir olaymış gibi geçiştirmeye çalışıyor. “Zaten orası öyledir” diyerek binlerce öğrenciyi ve emektar öğretmeni yaftalıyor. Oysa Fatma Nur Çelik sadece bir isim değil; beşinci sınıfa giden bir evladın annesiydi. Sınıfına sadece bilgi değil, türkülerle, sabırla ve sevgiyle umut taşıyordu. O bıçak darbesi sadece bir bedeni değil, bir çocuğun yarınını ve bir toplumun vicdanını da kesti.
Bir öğretmen öldürüldüğünde, toplumun tamamı suç mahallindedir. Öğretmenini koruyamayan bir ülke, çocuklarını asla koruyamaz. Açılan soruşturmalar, görevlendirilen müfettişler yalnızca birer prosedürdür. Asıl yapılması gereken; öğretmeni küçümseyen o dili, değersizleştiren kültürü ve öğretmeni şiddete karşı savunmasız bırakan sistemi topyekun sorgulamaktır.

Fatma Nur Çelik artık aramızda yok. Ama arkasında devasa bir soru bıraktı:
Biz öğretmeni gerçekten koruyor muyuz, yoksa sadece öğretmenler şöyledir, böyledir diyerek konuşmayı mı seviyoruz?
Artık boş laflar karın doyurmuyor, can kurtarmıyor. Öğretmene hak ettiği saygıyı ve can güvenliğini iade etmek zorundayız. Unutmayın; öğretmenini kaybeden bir toplum, pusulasını kaybetmiştir.