Çanakkale’nin Sessiz Kahramanı: Sarıgöllü Gazi Ali Çavuş

18 Mart… Bir milletin küllerinden yeniden doğuşunun, inancının ve direncinin simge günü. 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi vesilesiyle her yıl olduğu gibi bu yıl da yüreğimiz Çanakkale’de attı. Ancak bu kez anma, sadece büyük meydanlarda değil; Manisa’nın Sarıgöl ilçesine bağlı Dindarlı Mahallesi’nde, mütevazı bir kabir başında gerçekleşti.

Atatürkçü Düşünce Derneği Alaşehir Şubesi, Çanakkale’de düşman uçağı düşüren ve “Ali Çavuş” lakabıyla anılan Gazi Ali Kaya’yı mezarı başında andı. Çünkü tarih, sadece komutanların değil; o komutanlarla omuz omuza savaşan isimsiz kahramanların da hikayesidir.

Uçak Düşüren Çavuş

1890 yılında Dindarlı’da doğan Ali Kaya, Birinci Dünya Savaşı’ndan bir yıl önce askere gitti. Savaş başlayınca kader onu Çanakkale Cephesi’ne götürdü. Çanakkale Savaşı, yalnızca toprağın değil, sabrın ve cesaretin de sınandığı bir cepheydi.

Şiddetli çatışmaların yaşandığı günlerden birinde, birlikleri düşmanın keşif uçağı tarafından tespit edilmemek için saklanmıştı. Komutanları, yerlerinin belli olmaması için kesin emir vermişti: Ateş edilmeyecek.

Ancak o uçak tam üzerlerinden geçerken Ali Çavuş’un menziline girdi. O an, tarihî bir karar anıydı. Emir mi, vatan mı?
Ali Çavuş tetiğe bastı. Açtığı ateşle düşman uçağını düşürdü.

Bu cesareti nedeniyle bizzat Mustafa Kemal Atatürk tarafından madalya ile ödüllendirildi ve savaş bitene kadar Atatürk’ün yanında çavuş rütbesiyle görev yaptı. Cephedeki Alman subayların dahi kendisini tebrik ettiği rivayet edilir.

Sansürü Aşan Fotoğraf

Çanakkale yıllarında çekilen ve Atatürk’ün ilk yayımlanan fotoğrafı olarak bilinen karede, onunla birlikte yer alan isimlerden biri de Ali Çavuş’tur. O dönem İstanbul’daki sansür heyeti, Mustafa Kemal Paşa’ya dair fotoğraf ve haberlerin yayımlanmasına izin vermiyordu.

Ancak Yunus Nadi Abalıoğlu, başyazarlığını yaptığı Tasvir-i Efkâr gazetesi aracılığıyla sansürü aşmayı başardı ve 1915 yılında bu fotoğraf yayımlandı. Böylece hem Atatürk’ün hem de onun silah arkadaşlarının mücadelesi kamuoyuna ulaştı.

Tarih bazen bir karede saklıdır. O karede yalnızca bir komutan değil, bir milletin kaderini değiştiren irade vardır.

Bir Oğlun Anlattıkları

Ali Çavuş’un en küçük oğlu Süleyman Kaya'yı ziyaret ettiğimizde; Babasının askerlik hatıralarının evlerinde çıkan bir yangında yok olduğunu anlatırken sesi titriyordu. “Babam 7 yıl askerlik yaptı. Savaş bitince köyüne döndü. 7 çocuğu oldu. En küçüğü benim” diyordu.

Kahramanlık çoğu zaman sessizdir. Ne madalya anlatır her şeyi ne de bir fotoğraf. Bazen bir evladın hafızasında yaşar.

Ayrancı Kadını’nın Ağıdı

Dindarlı yalnızca bir Ali Çavuş çıkarmadı. Köyden “Ayrancı Kadını” lakabıyla anılan bir annenin, yedi çocuğundan altısını Çanakkale’ye gönderdiği anlatılır. Savaş bittiğinde köyün Kıran Mevkii’nde “Önce Vatan” tabelasının bulunduğu yerde bekleyen analar, babalar… Dönen yalnızca dört askerdir.

Altı evladını kaybeden o annenin yaktığı ağıt, bugün hala kulaklarımızdadır:
“Çanakkale, Çanakkale… Ne ettin çocuklarımı…”

İşte Çanakkale budur.

Bir annenin yüreği, bir askerin tereddütsüz tetiği, bir milletin kaderi…

Tarihe Sahip Çıkmak

ADD Alaşehir Şubesi tarafından anma programında yapılan konuşmalarda tarih bilincinin önemine vurgu yapıldı. Çünkü tarihine sahip çıkmayan milletler, hafızasını kaybeder. Hafızasını kaybeden milletler ise geleceğini inşa edemez.

Bugün özgürce üzerinde yaşadığımız bu topraklar; 9 yıl askerlik yapan bir neslin, köyüne dönemeyen delikanlıların, evladını beklerken ağıt yakan anaların emanetidir.

Başta Cumhuriyetimizin kurucusu Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere; onun silah arkadaşı Sarıgöllü Gazi Ali Çavuş’u ve tüm Çanakkale şehitlerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum.

Çünkü Çanakkale yalnızca bir zafer değil, bir karakter meselesidir. Ve o karakter, hala bu toprakların mayasında vardır.