Bir Şehri Yeşerten Adam: Manisa Tarzanı

Bazı insanlar vardır; makamı yoktur, serveti yoktur ama bıraktıkları iz bir şehrin hafızasına kazınır. Manisa’nın hafızasında böyle bir isim vardır: Ahmet Bedevi.

Aslen Kerküklü bir Türkmen olan Ahmet Bedevi, Anadolu’ya yürüyerek gelen bir Kurtuluş Savaşı gazisiydi. Cephelerde savaşmış, vatan için mücadele etmişti. Fakat onun asıl mücadelesi savaş bittikten sonra başlayacaktı.

Yıllar sonra yolu Manisa’ya düştüğünde gördüğü manzara karşısında adeta yıkıldı. Üç yıl süren işgalin ardından şehir yanmış, ağaçlar yok edilmiş, doğa küle dönmüştü. Rivayet edilir ki o an dizlerinin üzerine çöktü ve ağaçlar için gözyaşı döktü. Ardından ayağa kalktı ve kendi kendine bir söz verdi: “Bu şehir yeniden yeşerecek.”

O günden sonra hayatını Manisa’yı yeniden yeşillendirmeye adadı. 1933 yılında Manisa Belediyesi’nde bahçıvan yardımcısı olarak çalışmaya başladı. Aldığı küçük maaşın büyük kısmını kendisi için değil, tohum ve fidan almak için harcıyordu. Çünkü onun için ağaçlar yalnızca doğanın parçası değildi. Onlar onun “evlatlarıydı.”

Spil Dağı eteklerinde küçük bir kulübede yaşıyordu. Yaz kış şortla dolaşır, ayağında lastik ayakkabılarıyla dağlara çıkar, fidanlar dikerdi. Yoksul bir hayat sürüyordu ama gönlü zengindi. Maaşının bir kısmını da fakirlere yardım etmek için harcadığı anlatılır. Manisa halkı onu ilk başlarda garip bulmuş olabilir. Ama zamanla herkes onun doğaya ve insana olan sevgisini fark etti.

1930’lu yıllarda Manisa’da açık hava sinemasında gösterilen Tarzan the Ape Man filminden sonra halk onun yaşamını filmdeki kahramana benzetti ve ona yeni bir isim verdi: Manisa Tarzanı. Bu isim kısa sürede efsaneye dönüştü. Manisa Tarzanı’nın şehrin hayatındaki yeri yalnızca ağaç dikmekle sınırlı değildi. Her gün öğlen saat tam 12.00’de Spil Dağı’ndaki Topkale’den attığı top sesi Manisa’nın saatiydi. O yıllarda herkesin kolunda saat yoktu. İnsanlar zamanı onun attığı top ile öğrenirdi. Ramazanlarda ise iftar ve imsak vakitlerinde topu yine o patlatırdı.

Onu çocukluğunda gören Manisalıların anlattıkları ise adeta aynı hikayeyi tekrar ediyor. Çocuklara şeker dağıtan, genç kızlara çiçek veren, başlarını okşayan bir adam…Bir Manisalı şöyle hatırlıyor: “Topkaleden indiğinde elinde şeker olurdu. Bütün çocuklar etrafını sarardık.” Bir başkası ise şöyle anlatıyor: “Mahalle çeşmesinde toplanır, Tarzan’ın top atmaya geçmesini beklerdik. Genç kızlara çiçek, bize şeker verirdi.”

1963 yılında hayata gözlerini yumduğunda Manisa yalnızca bir insanı değil, bir sembolü kaybetti. Bugün Manisa’nın parklarında, dağlarında ve yollarının kenarında rüzgarla sallanan birçok ağacın gölgesinde onun emeği vardır. Belki de bu yüzden Manisalılar hala aynı cümleyi kurar: “Manisa’nın yeşilliğini Tarzan’a borçluyuz.”

Bugün Ahmet Bedevi’nın mezarı Çatal Mezarlığı’nda ziyaretçilerini beklemektedir.
Tarzan’ın hikâyesi yıllar sonra sinemaya da konu oldu. 1994 yılında çekilen ve başrolünde Talat Bulut’un oynadığı Manisa Tarzanı filmi, onun hayatını tüm Türkiye’ye tanıttı ve önemli ödüller kazandı. Filmin ilginç ayrıntılarından biri de şudur:
Filmde görülen eski Manisa Belediye Binası sahneleri, aslında Alaşehir Halk Kütüphanesi binasında çekilmiştir.


Bugün Manisa’da rüzgar ağaçların arasında estiğinde, sanki hâlâ bir ses duyulur gibi olur.
Sanki Spil’den bir adam iniyor…
Elinde şeker…
Gönlünde doğa sevgisi…
Manisa Tarzanı…
Allah rahmet eylesin...