Bazı tarihler vardır…
Takvim yapraklarında sadece bir gün değildir; bir kentin hafızasına kazınmış acının adıdır.
6 Mart 1994.
Manisa’nın Kula ilçesi için bu tarih, sadece bir trafik kazasının değil; umutların, hayallerin ve bir şehrin futbol sevdasının yarım kaldığı gündür.
1990’lı yılların başında Kula’da büyük bir heyecan vardı. 1991 yılında kurulan Kula 4 Eylül Spor, kısa sürede ilçenin en çok konuşulan takımı haline gelmişti. Tecrübesiz ama inançlı bir kadroyla yola çıkan takım, daha ilk yılında 2. Amatör Küme’de namağlup şampiyon olarak bir üst lige yükseldi. Ardından 1. Amatör Küme’de de aynı başarıyı göstererek yine namağlup şampiyon oldu.
Henüz üç yaşına bile gelmemiş bir kulüp, büyük bir başarı hikayesi yazıyordu. O yıllarda Kula’nın üç takımı vardı; ancak 4 Eylül Spor kısa sürede ilçenin gururu olmuş, Kulaspor ve Ülküspor’un önüne geçerek Kulalıların gönlünde ayrı bir yer edinmişti.
Tribünler doluydu. İnsanlar sadece bir futbol maçı izlemeye değil, Kula’nın hayalini paylaşmaya geliyordu. Takımın kaptanı Mehmet Ali Karasöğüt o günleri anlatırken, “Her maçımızı dolu tribünlere oynardık. Bizim için para, prim yoktu. Bir ‘aferin’ almak için oynuyorduk.” sözleriyle o günlerin ruhunu tarif ediyordu. Gerçekten de ortada sadece bir takım değil, küçük bir ilçenin büyük hayali vardı.
1993–1994 sezonunda hedef büyüktü: 3. Lig.
Tecrübesizliğine rağmen Ege ve Marmara’nın güçlü takımlarıyla mücadele eden 4 Eylül Spor, ligin bitimine haftalar kala üst sıralarda yer alıyordu. Burhaniyespor deplasmanı bu yolculuğun önemli duraklarından biriydi.
Takım Burhaniye’ye gitmişti. Rakip sahaya çıkmayınca 4 Eylül Spor hükmen galip sayılmıştı. Aslında her şey yolundaydı. Ligin bitimine üç maç kalmıştı ve 3. Lig hayali artık çok yakındı. Ama kader, o gün bambaşka bir sayfa açtı.
Ramazan ayıydı. Takım, iftar saatine yetişmek için Kula’ya doğru yola çıktı. Dönüş yolunda meydana gelen korkunç trafik kazası, bir anda her şeyi değiştirdi. Takım otobüsü yolcu otobüsüyle çarpıştı.
O elim kazada 3’ü futbolcu olmak üzere 7 kişi hayatını kaybetti.
Bir anda sevinç yerini tarifsiz bir acıya bıraktı.
Bir ilçenin umutları, bir otobüsün içinde paramparça oldu.
Dönemin kulüp başkanı Sabahattin Malkoç, yıllar sonra o anları anlatırken yaşadığı acıyı hala aynı tazelikle dile getiriyordu. O gün özel aracıyla takımı takip ettiğini anlatan Malkoç, Kula’ya yaklaşırken gördüğü manzarayı şöyle hatırlıyordu:
“Karşıdan gelen araçlar konvoy halindeydi. İçim sıkıldı. Arkadaşıma uzun farları yakmasını söyledim. Bir aracın devrilmiş olduğunu gördüm. Üzerinde ‘Kula Belediyesi’ yazıyordu… O an yıkıldım.”
Kaza yerine indiklerinde gördükleri manzara adeta bir mahşer yeriydi. Futbolcular sağa sola savrulmuştu. Malkoç, her birinin yanına gidip “Kalkın, ne oldu bize?” diye feryat ettiğini ama bazılarının artık onu duyamadığını anlatıyordu.
Çünkü bazıları o an hayatını kaybetmişti.
O gün hayatını kaybeden gençler sadece bir takımın futbolcuları değildi; Kula’nın evlatlarıydı. Bu acı, sadece aileleri değil, bütün bir ilçeyi derinden sarstı. Kaza sonrası açılan davalar nedeniyle Kula Belediyesi kazada zarar görenlere tazminat ödedi ve doğal olarak futboldan elini çekti. Ama asıl kırılma halkın yüreğinde yaşandı.
Kaptan Mehmet Ali Karasöğüt o günlerin ardından yaşananları şöyle anlatıyordu:
“Kaza Kula’yı derinden yaraladı. İki yıl boyunca ilçede futbol oynanmadı. Halk futboldan soğudu. Biz futbola devam ettik ama o eski şevk kalmamıştı.” Gerçekten de o kazadan sonra Kula’da tribünlerin coşkusu yerini uzun bir sessizliğe bıraktı. Oysa birkaç yıl önce aynı tribünler, küçük bir ilçenin büyük hayaline tanıklık ediyordu.
4 Eylül Spor’un hikayesi sadece başarıyla değil, aynı zamanda büyük bir sevgiyle yazılmıştı. Kısa sürede Ege’de konuşulan bir takım olmuş, Kula’nın adını spor dünyasında duyurmuştu.
Ama bazen hayat, en güzel hikayeleri en acı yerde yarım bırakabiliyor. Aradan yıllar geçti. Acı biraz kabuk bağladı belki ama unutulmadı.
Bugün o kazada hayatını kaybeden spor emekçilerinin isimlerinin yaşatılması gerektiğini söyleyenler hala var. Bir caddeye, bir sokağa, bir mesire alanına verilecek isimlerin bile o hatırayı yaşatmaya yeteceğini düşünenler var. Çünkü bazı insanlar unutulmaz. Bazı acılar da öyle.
Bugün geriye dönüp baktığımızda, 4 Eylül Spor sadece bir futbol takımı değil; Kula’nın umutlarının, gençliğinin ve dayanışmasının simgesi olarak hatırlanıyor. 6 Mart 1994 ise hâlâ aynı anlamı taşıyor:
Bir şehrin hayallerinin yarım kaldığı gün.
Bu vesileyle o elim kazada hayatını kaybeden tüm spor emekçilerini ve Kula’nın değerli evlatlarını rahmet ve minnetle anıyorum.
Ruhları şad, mekanları cennet olsun.